Bu çalışma, 2018–2026 yılları arasında iletişim eğitimi ve yapay zeka (YZ) kesişiminde üretilen akademik literatürü bibliyometrik bir yaklaşımla analiz ederek disiplinin entelektüel haritasını, zamansal evrimini ve kavramsal odak noktalarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. İletişim eğitimindeki teknolojik dönüşümü bütüncül bir yaklaşımla sunan araştırma, alandaki literatür boşluklarını belirleme ve geleceğin pedagojik paradigmaları için veri temelli bir referans noktası oluşturması bakımından önem taşımaktadır. Web of Science (WoS) veri tabanından elde edilen 129 dokümanlık veri seti, R programlama dili bünyesindeki Bibliometrix paketi ve Biblioshiny arayüzü aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu kapsamda yıllık bilimsel üretim sayıları; en üretken ve atıf alan kurumlar, ülkeler, yazarlar ve kavramsal ağ yapıları dâhilinde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, alandaki akademik üretimin Üretken Yapay Zeka (ÜYZ) teknolojilerinin ana akımlaşmaya başladığı 2022 yılı itibarıyla belirgin bir ivmelenme yaşadığını ve 2025 yılında zirve noktasına ulaştığını göstermektedir. Coğrafi ve kurumsal dağılımda Amerika Birleşik Devletleri merkezli çalışmaların öncü bir rol üstlendiği tespit edilmiştir. Ağ ve faktör analizleri sonucunda öne çıkan kavramlar; yapay zeka, pedagoji, eleştirel iletişim pedagojisi ve deneyimsel öğrenme etrafında yoğunlaşmaktadır. Analizler, güncel YZ tartışmalarının araçsal bir teknoloji adaptasyonundan ibaret kalmadığını; aksine eleştirel pedagoji geleneğiyle felsefi ve kuramsal bir süreklilik taşıdığını ortaya koymaktadır. YZ entegrasyonunu yalnızca teknik bir yetkinlik olarak değil, deneyimsel ve eleştirel bir eğitim felsefesi düzleminde konumlandırması çalışmanın literatürdeki temel özgün değerini oluşturmaktadır.
This study aims to reveal the intellectual structure, temporal evolution, and conceptual focal points of the discipline by analyzing the academic literature produced at the intersection of communication education and artificial intelligence (AI) between 2018 and 2026 through a bibliometric approach. Offering a holistic view of the technological transformation in communication education, this research is significant in identifying literature gaps and establishing a data-driven reference point for future pedagogical paradigms. The dataset of 129 documents retrieved from the Web of Science (WoS) database was analyzed using the Bibliometrix package and Biblioshiny interface within the R programming environment. Within this scope, annual scientific production figures were examined alongside the most productive and cited institutions, countries, authors, and conceptual network structures. The findings indicate that academic production in the field experienced a distinct acceleration starting in 2022 coinciding with the mainstreaming of Generative Artificial Intelligence technologiesand reached its peak in 2025. Geographic and institutional distribution reveals that United States-centered studies have played a pioneering role. Concepts emerging from network and factor analyses primarily cluster around artificial intelligence, pedagogy, critical communication pedagogy, and experiential learning. The analyses demonstrate that contemporary AI discussions are not merely confined to instrumental technology adoption; rather, they exhibit a philosophical and theoretical continuity with the tradition of critical pedagogy. Positioned at the intersection of experiential and critical educational philosophies rather than treating AI integration merely as a technical skill, this study derives its fundamental original value in the literature.